1 Ocak 2011 Cumartesi

Pulmoner Kapak Hastalıkları

Pulmoner kapak sağ ventrikül çıkışında yer alır. Kanın sağ ventrikülden pulmoner artere geçişini düzenler. Pulmoner kapak darlığı genellikle doğumsaldır. Erişkinlerde başka hastalıkların komplikasyonu olarak nadiren ortaya çıkar. Hafif darlık genellikle sorun yaratmazken orta dereceli ve ciddi vakalarda cerrahi tedavi gerekir.

Boyun toplardamarlarında belirginleşme siyanoz (morarma) pulmoner darlığın başlıca belirtileridir.

Pulmoner yetmezlik çok nadir görülen bir durumdur ve genellikle bir belirti oluşturmaz. Kronik akciğer hastalığı ya da akciğere ait damarlarda basıncın artmasına neden olan hastalıklara ikincil olarak pulmoner yetmezlik oluşabilir. Pulmoner hipertansiyonun kontrol altına alınması kapak yetmezliğini düzeltebilir.

Nadiren Tedavi gerektirecek derecede ciddi pulmoner yetmezlik saptanır. Pulmoner yetmezlik olan hastalarda enfektif endokardit oluşumu daha kolaydır. Bun nedenle dikkatli olunmalı diş tedavisi gibi basit cerrahi işlemlerden önce bile antibiyotik kullanılmalıdır.

Trikuspit Kapak Hastalığı

Edinsel trikuspit hastalığı nadir görülen bir durumdur.Tricuspit kapak kanın sağ atriumdan (kulakçıktan) sağ ventriküle (karıncığa) geçişini kontrol eden üç yaprakçıklı bir kapaktır.

Trikuspit darlığı ve yetmezliğini oluşturan en sık neden romatizmal kalp hastalığıdır.

Trikuspit Darlığı

Çoğunlukla romatizmal sebeplerle oluşmakla birlikte bağ dokusu hastalıkları da nadir tricuspit darlığına yol açabilirler. Trikuspit darlığı belirtileri genellikle kırklı yaşlarda ortaya çıkar. En sık görülen belirtiler çabuk yorulma nefes darlığı ve periferal ödemdir. Hastaların yarıya yakınında atrial fibrilasyon denilen ritm bozukluğu vardır.Hastalığın çok ilerlemiş dönemlerinde karaciğerde büyüme ve asit (karında sıvı toplanması) görülebilir.

Trikuspit Yetmezliği

Tek başına trikuspit yetmezliği nadir görülen bir bozukluktur. Genellikle diğer kapak hastalıklarına eşlik eder. Romatizmal kalp hastalığı ve endokardit bu bozukluğun en sık nedenleridir. Trikusipt yetmezliği olan hastaların büyük kısmında atrial fibrilasyon vardır. Hastalık belirtileri geç ortaya çıkar. Boyun toplardamarlarında belirginleşme ve karaciğerde büyüme görülür. Nefes darlığı sık değildir.

Ameliyat Endikasyonları

Ciddi trikuspit veya pulmoner kapak yetmezliği ve sağ ventrikül yetmezliği varsa cerrahi olarak kapağın tamiri veya değiştirmesi gerekebilir. Hemodinamik olarak önemli pulmoner veya trikuspid kapak darlığı sınırlayıcı belirtilerle birlikteyse bazen kapağın değiştirilmesi veya tamiri ile tedavi edilebilir.

Cerrahi Tedavi

Trikuspit darlığını oluşturan neden kapakçıklar arasındaki yapışıklık ise bazen yalnızca bu yapışıklığı açmak sorunu çözebilir. Triküspit yetmezliğinde genişlemiş kapak halkasının bir ring (halka şeklinde greft materyali ) ile onarımı genişlemiş kapakçığın plikasyonu (üst üste dikilerek daraltma) uygulanabilir. Kapağın ileri derece dejenere olduğu durumlarda yapay bir kapak ile değiştirilmesi gerekir.

Mitral Kapak

Mitral Kapak kalbin sol tarafında atrium(kulakçık) ile ventrikül (karıncık) arasında kanın geçişini düzenleyen oluşumdur. Kalbin dinlenim süresi (diyastol) sırasında kanın sol atriumdan sol ventriküle geçişine olanak verecek biçimde açılırken, sistol sırasında kapanarak kanın geriye doğru kaçışına engel olur. Mitral kapak temel olarak 4 yapının birleşmesi ile oluşur.

1. Kapak yaprakçıklıkları (leaflet)

2. Kapak halkası (annulus)

3. Papiller kaslar (kapağın hareketini sağlayan kaslar)

4. Chordea tendinae (kasları yaprakçıklara bağlayan oluşumlar)

Mitral Stenoz ( Mitral Darlık)

Mitral darlık olan hastaların büyük kısmında neden kronik romatizmal hastalıktır. Romatizmal kapak lezyonu darlığa ya da yetmezliğe ya da her ikisine birden neden olabilir. Erken çocukluk döneminde saf yetmezlik daha ön planda iken, genç erişkinlerde darlık daha yaşlı erişkinlerde her ikisi birden daha sık görülür. Mitral darlıkta kanın sol atriumdan sol ventriküle geçişi önünde bir engel oluşmuştur.

Mitral Yetmezlik

Mitral darlığın aksine bir çok farklı nedenle ortaya çıkar.

a) Kapak halkasında genişleme Marfan sendromu, Ehler Danlos sendromu, ya da ventrikül dilatasyonuna bağlı olabilir

b) Romatizmal hastalığın sonucu kapakta kalınlaşma ve çekilme buna bağlı kapağın tam kapanamaması.

c) Romatizmal hastalığa bağlı kordalarda kısalma ya da dejeneratif hastalıklara bağlı kordalarda uzama nedeni ile kapakçıkların kapanmasında bozulma

d) İskemik nedenlerle akut myokard enfarktüsü sonrası papiller kaslarda kopma

Mitral Kapak Hastalıklarında Klinik Seyir ve Belirtiler

SA basıncının ve buna bağlı olarak geriye doğru pulmoner venöz basınç (akciğer toplardamar basıncı) ve pulmoner kapiller basınç (akciğer kılcaldamar basıncı) artması ile ortaya çıkan dispne (solunum güçlüğü) en belirgin semptomdur.hastanın egzersiz toleransı kısıtlanmıştır ve çabuk yorulur. Bu semptomların ortaya çıkması genellikle çok uzun süre alır. Ancak akut ortaya çıkan durumlarda hasta akciğer ödemi tablosu ile başvurabilir. Stenotik bir kapakta dinlemekle Mitral odakta açılma sesi güçlü 1.ses ve diastolik üfürüm duyulur. Posterior Anterior akciğer grafisinde genellikle genişlemiş bir sol atrium görülür. Ekokardiyografi en iyi bilgi veren preoperatif tetkiktir. Anjiografi ancak Eko’nun yeterli bilgi vermediği düşünülen hastalarda ve EKG sinde koroner arter hastalığı düşündürecek bulgular olan hastalarda gereklidir. 40 yaş üstü hastalarda EKG normal olsa da anjiografi gereklidir.

Operasyon Endikasyonları

Mitral stenozda hastalık seyri genellikle yavaştır. İlk belirtilerin görülmesi genellikle romatizmal ataktan 7-10 yıl sonradır. Asıl bulguların ortaya çıkması genellikle bir 10 yıl daha sürer. Ancak klinik seyir kişiden kişiye farklılık gösterir.

Tüm kapak hastalıklarının değerlendirilmesi ve tedavisinin belirlenmesinde efor kapasitesi önemlidir. Bu nedenle New York Kalp Birliğinin (NYHA) Fonksiyonel Sınıflaması kullanılır. Hastaların testlerle saptanan efor kapasiteleri MET denen (1 MET = 3,5 ml/kg/dk oksijen tüketimi sağlayan iş yüküdür) bir ölçüyle değerlendirilir.

NYHA Class 1: Herhangi bir yakınması olmayan ( 7 MET veya daha yüksek)
NYHA Class 2: Ağır aktivite ile şikayeti olanlar ( 5-6 MET )
NYHA Class 3: Günlük basit aktivite ile bile şikayeti olanlar ( 2-4 MET )
NYHA Class 4: Dinlenme durumunda bile şikayetleri vardır

Buna göre NYHA Class II (atrial fibrilasyon varsa)NYHA Class III veNYHA Class IV hastalar için operasyon endikasyonu vardır.

Atrial fibrilasyon (ritm bozukluğu) gelişmesi hastanın yalnızca semptomlarını şiddetlendirmekle kalmaz tromboemboli,( kalp içinde oluşan pıhtının atılarak organ damarları, kol ve bacak tıkaması) riskini arttırır.

Ekokardiografideki birtakım ölçütler de ameliyat kararı için kullanılır. (örneğin kapak alanı)

Mitral Yetmezlik

Mitral yetmezlikte klinik gidiş aşağı yukarı mitral stenoz ile aynıdır. Bununla beraber sessiz ilerleyen sol ventrikül bozukluğu, mitral yetmezliğinde semptomları uzun süre maskeler. Ameliyat endikasyonu için yine hastanın klinik durumu ve EKO bulguları birlikte değerlendirilir.

Cerrahi Tedavi

Kapalı kommisurotomi artık uygulanmayan cerrahi bir işlemdir. Ventrikül yolu ile kapağa ulaşıp yapışıklık nedeni ile daralmış kapak bujiler vasıtası ile genişletme esasına dayanır.

Onarıcı Cerrahi İşlemler

Tüm işlemler genellikle anstezi altında median sternotomi (göğüs kemiğinin açılması) kardiyopulmoner by-pass (dolaşımın kalp akciğer makinasına aktarılması) ve sol atriumun açılması ile gerçekleştirilir.

· Papiller kas yırtığının onarımı

· Elonge (uzamış) kordanın kısaltılması ya da kısa kordanın uzatılması işlemleri.

· Genişlemiş kapak halkasının teflon flexible bir halka desteği ile onarımı

Başlıca onarıcı prosedürlerdir. Ancak bazı durumlarda kapak onarım işlemleri patolojinin düzeltilmesi için yeterli değildir. Ve kapağın protez bir kapak ile değiştirilmesi gerekir. Yaygın olarak yüzeyi teflonla (PTFE) kaplı mekanik kapaklar kullanılmaktadır. Tedavinin başarısı cerrahi ekibin deneyim ve teknik donanımı yanı sıra hastanın preoperatif durumu, birlikte başka bir patoloji olup olmadığı ve protezin uygunluğuna bağlıdır.Protez bir kapak üzerinde pıhtı olmaması için bu hastaların ömür boyunca antikoagülan (pıhtılaşmayı engelleyici) ilaç kullanmaları gereklidir.

Aort Kapak Hastalıkları

Aort kapağı kalbin sol ventrikül çıkışındadır. Kanın kalpten en büyük atardamar olan aorta geçişini kontrol eder.

Aort Stenozu (Aort Darlığı)

Aort stenozu en sık olarak akut romatizmal ateşin sekeli olarak görülür. Konjenital (doğumsal) veya dejeneratif nedenler de aort stenozuna neden olabilir.

En sık rastlanılan konjenital neden, aort kapağının (tricuspit) 3 parçalı olması gerekirken bicuspit (2 parçalı) olması durumudur. Kanı vücuda pompalayan sol ventrikül kas kitlesini arttırarak (hipertrofi) önündeki engeli aşmaya çalışır. Zaman içinde kompansatuar mekanizma yetersiz kalır ve kalp yetmezliği ortaya çıkar. Hastalar genellikle uzun süre belirti vermeden yaşarlar. Kapak alanı normalde 2.5-3.5cm2 dir ve bu alan 1 cm2 nin altına düşerse belirtiler ortaya çıkar.

Aort stenozunun klasik belirtileri: konjestif kalp yetmezliği (nefes darlığı, çabuk yorulma, periferik ödem) göğüs ağrısı ve senkoptur(bayılma). Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra hastalığı gidişi kötüleşir. Tanısı için ekokardiografi yeterli olsa da operasyon öncesi değerlendirmek için kalp kateterizasyonu yapılmalıdır.

Ameliyat endikasyonu için asemptomatik hastalarda ekokardiografide,

Kapak alanının 0.7 cm den az olması ya da

Hastanın konjestif kalp yetmezliği, anjina (göğüs ağrısı) ve senkoplarının olması yeterlidir.

Sol ventrikül ile aort arasındaki ortalama sistolik basınç farkının 50mmHg üzerinde olması da ameliyat endikasyonudur.

Aort Kapak Yetmezliği

Aort yetmezliğinin en sık sebebi akut romatizmal ateş hasarıdır. Bunun yanı sıra kapağı tutan konnektif (bağ) dokusu hastalıkları ve travmalarda kapak yetmezliği oluşturabilirler. Aort yetmezliğinde aortaya pompalanan kanın bir miktarının sol ventriküle geri dönmesi ve buna bağlı olarak ventrikül iş yükünün artmasıdır. Aynen stenozda olduğu gibi bu durum bir süre kas kitlesinin hipertrofisi ile tolere edilir. Ancak sonunda ventrikül fonksiyonları bozulur. Semptomların ortaya çıkması uzun yıllar alır. En erken belirti sol ventrikül fonksiyon bozukluğuna bağlı nefes darlığıdır. Zamanla konjestif kalp yetmezliği ve anjina ( göğüs ağrısı) ortaya çıkar.

Normal sol ventrikül fonksiyonlarına sahip asemptomatik hastalara medikal tedavi verilip izlenmelidir. Asemptomatik hastalarda Ekokardiografide sol ventrikül fonksiyonlarında bozulma varsa ( sol ventrikül end sistolik çapı 55mm fazla ise FS ve EF de düşme varsa) hasta kateterizasyon için yönlendirilmeli, kateterizasyonda ciddi aort yetmeliği ve sol ventrikül fonksiyon bozukluğu saptanırsa opere edilmelidirler.

Ciddi Aort yetmezliğ ve konjestif kalp yetmezliğ olan hastalar mümkün olan en kısa sürede ameliyat edilmelidir.

Cerrahi Tedavi

Cerrahi tedavi, kalp kapağının uygun ölçü ve yapıda protez kapak ile değiştirilmesidir. Bazı durumlarda kapaktaki yetmezlikle birlikte aortta (kalpten çıkan ana atardamar) da genişleme vardır. Bu durumda kapakla birlikte aortanın da greft olarak adlandırılan tüp şeklinde yapay bir materyal ile değiştirilmesi gerekebilir.

Damariçi Lazer Tedavisi: (Endovenöz Lazer Tedavisi)

Endovenöz lazer son 5 yıldır geniş klinik deneyimlerle güvenirliğini kanıtlamış bir tekniktir. Hastanın ameliyat sonrası dönemde çok daha çabuk toparlanmasını sağlaması, çok daha az kesi gerektirmesi ve genel anestezi gerektirmemesi gibi nedenlerle Endovenöz Lazer Tedavisi hızlı bir şekilde varis tedavisinde altın standart haline gelmektedir. Endovenöz Lazer Tedavisinde çok yoğun ışın demeti olan lazer enerjisi kullanır. Çok hassas olarak sadece hedeflenen dokuya ışık enerjisini sunan lazerler, çevre dokuyu etkilemez. Lazerlerin yıllardır göz ameliyatından dermatolojiye kadar her türlü tıbbi işlemde kullanımı,güvenirliğini ve etkinliği kanıtlamasını sağlamıştır. Yetenekli bir doktorun elinde, lazerler klasik cerrahiye göre komplikasyonlar açısından çok daha az risklidir.

Damariçi lazerle varis tedavisi çok az ya da hiç yan etkisi olmadan, hastaneden kalmadan, çok az ya da hiç yara izi brakmadan kötü görünümlü varislerinizi ortadan kaldırabileceğiniz bir yöntemdir. Bir saatden daha az bir sürede şiş, kıvrımlı varislerinizden kurtulabilir ve hemen günlük aktivitelerinize dönebilirsiniz. Tedavi güvenli, hızlı ve etkilidir. Bu tedavi ile bacaklarınız tekrar eski görünümüne kavuşacaktır.

Bu teknikte, ayak bileği ya da dize yakın bölgede lokal anestezi sonrası büyük toplardamar üzerine, küçük bir cilt kesisi açılarak lazer kateteri yerleştirilir. Ultrason ile kateterin yeri kontrol edilir. Bozuk damarın olduğu bölgede lazer ile damar yakılır. Damar, lazere cevap olarak kapanır. Kapanan bu damar tüm vücudun kan akımının ancak yüzde beşini taşıyan yüzeyel damarlardır. Kan otomatik olarak diğer sağlıklı damarlara yönlenir.

Hastanın 2-7 gün varis çorabı kullanması önerilir. Oysa klasik ameliyatlarda hasta 3 hafta çorap kullanması gerekir. Klasik ameliyata göre morluk çok daha azdır. Hemen işlem sonrası hastanın yürümesi tavsiye edilir. Normal günlük işlerine devam edilebilir; sadece spor egzersiz gibi ağır faaliyetleri önlemek gerekir. Bölgede küçük ağrı ve morarma olabilir. Uygulama sonrası herhangi bir rahatsızlık,olursa reçetesiz bile bulunabilecek aspirin içermeyen ağrı kesiciler ile kolayca tedavi edilebilir.

Lazerle varis tedavisini özetleyecek olursak,

  • Tedavi bir saat daha az sürer

  • Doktor muayenehanesinde yapılabilir.

  • %98 başarı oranı vardır.

  • Problemler hızla düzelir.

  • Normal aktiviteye az veya hiç ağrı olmadan hemen döner.

  • Genel anestezi ya da hastane gerekmez.

  • Yara izi çok azdır veya hiç kalmaz.

Variste Dikkat Edilecek Unsurlar

Hareketsiz kalmayın: Uzun süre aralıksız ve hareketsiz ayakta durmayın veya oturmayın. Mesleği gereği uzun süre hareketsiz olarak ayakta duran insanlarda varis oluşması neredeyse kaçınılmazdır, örneğin tezgahtarlar, öğretmenler, doktorlar bu gruba girerler. İşiniz uzun süre ayakta kalmanızı gerektiriyorsa, varisten koruyucu çoraplar giyebilirsiniz. 'Uzun süre bacak bacak üzerine atmayın.

Yüksek topuklu ayakkabı giymeyin. Yüksek topuklu ayakkabılar, baldır kaslarından çok kalça kaslarını kullanmanıza neden olur. Bu durum varisler için uygun zemin hazırlar. Kısa topuklu spor ayakkabılar baldır kaslarını çalıştırarak dolaşımı kolaylaştırır ve varisleri önler.

Çok dar giysiler giymeyin: Kan dolaşımınızı bozabilecek olan aşırı dar giysiler varis oluşumunu arttırabilirler

Aşırı güneşlenmeyin: Aşın güneş ve sıcak uygulaması damarları genişletir. Bu durum varislerin artışına neden olabilir.

Düzenli ayak ve bacak jimnastiği yapın. Düzenli yürüyüş veya egzersiz kan dolaşımını düzene sokar. Böylece varisleşmeyi veya mevcut varislerin ilerlemesini önler.

Ayaklarınızı yukarı kaldırın: Mümkünse günde en az 3-4 defa olmak üzere, 5-10 dakika süre ile ayaklannızı kalbinizin seviyesine kadar kaldırıp dinlenin. Fırsat buldukça bacaklarınızı yukarı kaldırın, yatarken mümkünse bacağınızın altına yastık koyun.

Fazla kilolardan kaçının.Fazla kilolu insanlarda varis daha sık görülür. Vücut ağırlığının artması; kanın bacaklardan yukarıya doğru hareketini güçleştirir. 'Dolaşım aksayınca toplardamarlar bozulur ve varisleşmeye başlar.

Baharatlardan uzak durun: Alkol ve fazla baharat tüketilmesi damarları genişletir.

Soğuk su masajı yapın: Sıcak su damarların genişlemesine ve sorunların artmasına neden olur. Bacaklarınıza her gün ılık-soğuk basınçlı suyu ayağınızdan yukarı doğru yavaşça çıkararak uygulayın.

Doktorunuzun verdiği ilaç ve/veya varis çorabını kullanın.

Aile Hikayesi: Anneniz, babanız ya da yakın akrabalarınızda varis varsa, sizin daha da dikkatli olmanız gerekir.

Hamilelik: Hamileliğin son 3 ayında çok sık varis görülür. Hamilelikte hormon düzeylerinin yükselmesi kan miktarındaki artış nedeni ile toplardamarlar genişlemektedir. İlave olarak da genişlemiş olan rahimin toplardamarlara baskı uygulaması da toplardamar varislerine neden olabilmektedir. Hamileliğe bağlı olarak gelişen varisler doğumdan en az 3 ay içerisinde kendiliğinden iyileşebildikleri gibi düzelmeyebilir.

En sık sorulan soru,varisler için tedavinin gerekli olup olmadığı ve hangi tedavinin en iyisi olduğudur?

Kozmetik olarak hastayı rahatsız eden ağrı ve başka semptomlar oluşturan varisler tedavi edilmelidir.

İki türlü tedavi yöntemi vardır.

I- Konservatif yöntemler basınçlı çoraplar. Venöz tonusu artırıcı ilaçların verilmesi, ağrının ortadan kaldırılması.

2- Düzeltici yöntemler : Skleroterapi, cerrahi yöntem, ışık-ısı ya da laser veya radyofrekans kaynakları uygulanarak yapılan düzeltici yöntemler.

Ancak sizin için en uygun tedaviyi mutlaka doktorunuza danışmanız gerekiyor.

Varisleri Umursayın...

Varis, en basit tanımı ile vücuttaki toplardamarların çapının artması, genişlemesi ve damar duvar yapısının bozulması olarak tanımlanabilir. Mısır papirüslerinde (MÖ:1550) ve Hippocrates'ten günümüze kalan belgelerde (MÖ:5.yy) varisden söz edilir. Venöz yetmezlik ve varisler modern toplumlarda kadınların yaklaşık % 25 inde, erkeklerin %15 inde problem oluşturmaktadır. Problemler basit telenjektazilerden,(kılcal damar varisleri) bacak yaralarına kadar geniş bir yelpazede görülebilir.

Toplardamarların temel görevi, kanın oksijenlenmesi ve dolaşıma yeniden katılması için kalbe taşınmasıdır. Bacaklardaki kan, toplardamarlar içindeki kapakçıkların yardımıyla kalbe doğru itilir. Bu kapakçıkların çalışması bozulduğunda, kan yukarıya taşınamaz, damar içinde birikerek varis görüntüsünü oluşturur. Bacaklarda şişlik, ağrı, yorgunluk, gece krampları ve karıncalanma olur. Bayanlarda adetler sırasında bu ağrı ve şişlik artar. Ciddi varisli toplardamarlar bacakların cildinde dolaşım bozukluğu ile cildin beslenmesini bozar, egzema türü şikayetlere yol açarken, bazen de yaraların açılmasına ve iltihaplanmalara neden olabilir.